HPV Enfeksiyonları

HPV enfeksiyonları
HPV, küçük, zarfsız , ikozahedral kapsid içerisinde 8000 baz çiftinden oluşan çift sarmal DNA içeren bir virusdur. Viral genom, transformasyon ve replikasyondan sorumlu her biri farklı hedeflere sahip erken “Early=E” ( E1-E8 ), kapsid proteinlerini sentez eden geç “late=L”( L1-L2 ), transformasyon ve replikasyonun kontrol edildiği ve kodlama yapmayan bölge (NCR veya LCR) olmak üzere üç farklı bölümden oluşmaktadır. DNA sekanslarına göre tiplendirilir ve şuana kadar 120’ nin üzerinde tipi tanımlanmıştır. Ancak bu tiplerin hepsi kanser gelişiminde etkili değildir ve onkojenik potansiyeline göre düşük, orta, yüksek riskli olmak üzere 3 sınıfa ayrılır (Tablo-2).
Tablo-2: Onkojenik potansiyellerine göre HPV tipleri
Düşük riskli HPV’ler: Tip 6,11,40,42,43,44,54,61,70,72,81
Orta riskli HPV’ler: Tip 26,34,53,57,66,83
Yüksek riskli HPV’ler: Tip16,18,31,33,35,39,45,51,52,56,58,59,68,73,82
Esas olarak seksüel ilişki sırasında cilt kontağı ile bulaş gösterdiği düşünülmektedir. Ancak penetrasyon şart değildir ve bulaş genital-genital, oral-genital ve manuel-genital olabilir. Cansız objelerden geçiş olabileceği öne sürülmüş olmakla birlikte kesinlik kazanmamıştır. Kontakt sırasındaki bulaş çok yaygın ve hızlıdır. Tek bir cinsel ilişki ile bulaş oranının %60 olduğu rapor edilmiştir. Prezervatif kullanımı ile tamamen önlenememekle birlikte insidansı azaltılabilmekte ve HPV’nin bazal hücrelere ulaşmasını kolaylaştırdığı düşünülen diğer cinsel geçişli hastalıkları azalttığı için korunmada önerilmektedir.
Alınan HPV lerin %90’ı 12 ay içerisinde immun sistem ile ilişkili olarak klirense uğrar. Kalanların büyük bir kısmı da 18 aya kadar elimine edilir. Klirens, HPV prevalansının yüksek olduğu 20-25 yaşları arasında oldukça yüksektir. Artan yaş ile birlikte biryandan HPV prevalansında azalma olurken, diğer yandan benzer oranda klirenste azalmaktadır. Sonuçta 30-35 yaşlardan itibaren HPV prevalansı gittikçe azalan bir prevalans gösterir. Prevalanstaki farklar sadece yaş ile ilgili değildir ve büyük oranda coğrafi faklılıklar gösterir. Yapılan çalışmalarda sitolojik açıdan normal olan kadınlarda prevalansın Yunanistan’da %2.5, Barselona’da %3, Tayland’da %3.9, Amerikada %15 olduğu bildirilmiştir. Ülkemizde ise yapılan Anadolu tabanlı bir çalışmada düşük riskli populasyonda %6.1 olarak tespit edilmiştir.